Perşembe , 9 Aralık 2021
En Son Yazılar

2019’A BAKARKEN

Tuğberk Çiloğlu

Gerek ulusal gerekse de küresel çapta fırtınalı bir yılı geride bıraktık. Küresel ekonomide yaşanan gelişmeler küresel piyasaları etkiledi, dönüştürdü. Peki, 2019 yılında bizi nasıl bir küresel ekonomi tablosu bekliyor ?

Yeni yılda küresel piyasaları şekillendirecek faktörlerin başında küresel ticaret savaşları geliyor. Küresel ticaret savaşları kendi içinde çeşitli eğilimler barındırıyor. Küresel ticaret savaşı, her şeyden önce küresel büyüme oranlarını aşağı çeken bir etken. Bu ise başta petrol olmak üzere önemli endüstriyel emtia fiyatlarının düşmesine neden oluyor. Petrol fiyatlarında yaşanan düşüş ise aralarında ülkemizin de bulunduğu petrol ithal eden gelişmekte olan ülkeler için kuşkusuz pozitif sonuçlara yol açıyor.

Diğer taraftan, küresel ticaret savaşları nedeniyle risk iştahı azalıyor  ve bu da Amerikan Doları’nın değerinin majör para birimleri ve gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı yükselmesine neden oluyor. Bu ise dövize ihtiyacı olan yine aralarında ülkemizin de bulunduğu  pek çok gelişmekte olan ülke için negatif sonuçlara yol açıyor.

Tam bu noktada dönüşümsel bir sürece de değinmeliyiz. Ticaret savaşları nedeniyle ABD Doları değer kazanıyor. Bunun nedeni ise Dolar likiditesinin azalması. Likiditenin azalması ise petrol fiyatlarının düşmesiyle sonuçlanıyor. Yani aslında petrol fiyatlarını düşüren tek etmen petrole olan fiziksel talebin düşmesi değil. Küresel ticaret savaşları bir yandan fiziksel petrol talebini aşağı çekip petrol fiyatını düşürürken diğer taraftan Dolar likiditesini azalttığı için petrol fiyatını yine aşağı çekiyor. Peki bu konuyla ilgili bizi 2019’da neler bekliyor?

ABD ve Çin bir süre önce bir anlaşmaya vararak 90 gün boyunca ticaret savaşlarında bir hamle yapmamaya karar verdi.   Bu bir süreliğine yukarıda anlattığımız eğilimin tersine dönmesine yol açabilir. Özellikle Katar’ın OPEC’den çıkma kararı, petrol üreticilerinin arzı kısma kararı petrol fiyatlarında yukarı yönlü bir eğilimi başlatabilir. Fakat yine 2019 için gözden kaçırılmaması gereken nokta, ticaret savaşlarının kendi kendini besleme olasılığıdır. Nasıl mı?

Ticaret savaşları ülkelerin büyüme hızlarını düşürüyor, çünkü ihracattan elde edilen geliri azaltıyor. Buna dayanarak OECD 2019 yılı için küresel büyüme tahminini düşürdü. Ülkelerin gelirleri bu süreçte azaldıkça pek çok ülke ihracatlarını maksimize edip ithalatlarını minimize ederek dış ticaret yoluyla elde edecekleri geliri artırmaya çalışacaktır. Bu ise doğal olarak küresel ticaret savaşlarının şiddetlenmesi demek.

FED’in 2019 politikası da kuşkusuz bu süreçle etkileşim halinde olacak. Ticaret savaşlarının şiddetlendiği bir senaryoda FED de muhtemelen para politikasını çok fazla sıkılaştıramayacak. Çünkü ABD ekonomisinin yavaşladığı bir ortamda fazla sıkı bir para politikası ABD’yi daha da yavaşlatacaktır. FED de bu riski göz önüne alarak 2019 için faiz artırım tahminini 3’den 2’ye düşürdü. Fakat FED aynı zamanda bilanço küçültme programına devam edecek ve 2019’da her ay piyasalardan 50 milyar dolar çekecek. Karşılığında ise piyasaya daha önce almış olduğu tahvil/bonoları satacak. Bu ise zaten küresel çapta tahvil faizlerinin yükselmesine yol açacak. Bu durum, ticaret savaşlarının şiddetlendiği senaryo ile birleşirse dünya ekonomisindeki yavaşlama eğilimi daha da artacak.

Tüm bunlara rağmen, petrol fiyatlarında yaşanan düşüş eğilimi 2019’da da hızlanarak devam ederse FED mevcut politikasını değiştirebilir. Neden mi? Çünkü Petrol fiyatlarının düşmesi üretim maliyetlerini de aşağı çekecektir ve bu da enflasyonu düşürecektir. Bu durumda FED ekonomiyi canlandırıp enflasyonu tekrar yukarı çekmek için mevcut bilanço küçültme sürecini yavaşlatabilir ya da durdurabilir. Bu ise özellikle ABD’de hisse senedi endekslerini yukarı yönde etkileyecektir. İlginç bir finansal algı durumu burada da karşımıza çıkmaktadır. Nasıl mı?

Son dönemde petrol fiyatlarının düşmesi, finansal piyasalarda ağırlıklı olarak global talep yetersizliği olarak algılanmaktadır. Bu ise doğal olarak hisse senedi fiyatlarını da aşağı çekmektedir. Fakat, belli bir zaman gecikmesinden sonra petrol fiyatlarının düşmesi, yukarıda yazdığımız algıyı tetikleyecek ve hisse senetlerini tekrar yukarı yönde etkileyecektir. Yani, 2019’da petrol fiyatlarının düşmesi hisse senetlerini önce düşürecek sonra yükseltecektir.

2019’a damgasını vuracak bir başka önemli gelişme ise kuşkusuz ECB’nin varlık alımlarını durdurması olacaktır. Bilindiği üzere, Ocak 2019’dan itibaren ECB herhangi bir varlık alımı yapmayacak. Bu ise büyük bir olasılıkla Euro’nun değerini ABD Dolarına karşı yükseltecektir. Bunun yanı sıra Euro üzerinde aşağı yönlü risk oluşturan Avrupa Birliği-İngiltere anlaşmazlığının bitmesi de bu durumu destekleyecektir. Fakat 2019’da ECB’nin sıfır civarında olan faiz oranlarını yükseltip yükseltmeyeceği belli değil. Çünkü bu konuda aşağı ve yukarı yönlü riskler dengede. Avrupa’da enflasyonun yükselişe geçmesi ECB’nin faiz artırma olasılığını desteklerken, bir süre önce yayınlanan ECB tutanaklarında bahsedilen makroekonomik riskler bu olasılığı desteklememekte. Fakat küresel ticaret savaşları etkisini Avrupa’da da şiddetli şekilde gösterirse ECB muhtemelen faiz artırımına yeni yılda başlamayacaktır.

Tüm bunların Türkiye ekonomisine etkisi ise yukarıda anlatmaya çalıştığımız olası senaryolara bağlı olarak değişecektir. Türkiye ekonomisini genel anlamda üç ana faktördeki değişimler etkileyecektir. Bunlar; döviz kurları, petrol fiyatları ve ihracat potansiyelimizdir. Küresel ticaret savaşlarının şiddetlendiği senaryoda dövizin yükselmesi ve ticaret savaşına bağlı olarak ihracat pazarlarımızda yaşanacak olası daralma ülkemiz ekonomisini olumsuz etkileyecektir. Diğer taraftan petrol fiyatlarında yaşanacak olası ek düşüş ise ülkemiz ekonomisini olumlu etkileyecektir.

Herkese sağlıklı ve mutlu bir yıl dilerim.

Görüşmek üzere.

Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi/danışmanlığı değildir.

Mail adreslerim: utugberk@gmail.com  utugberk@hotmail.com 

 

 

 

Okudunuz mu?

KÜRESEL KONJONKTÜR VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Tuğberk Çiloğlu Küresel ekonomide 2020 yılı başından beri etkili olan pandemi süreci, kendi içinde yaşadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »