Salı , 25 Ocak 2022
En Son Yazılar

DEĞİŞEN DÖNEM: AVRUPA ETKİSİ

Tuğberk Çiloğlu

Finansal piyasalarda oldukça hareketli günler yaşanıyor. Avrupa tarafında önemli gelişmeler var ve bu gelişmeler finansal akımlarda şiddetli değişimlere yol açıyor. Konuyu analiz etmeden önce bugüne nasıl gelindi kısaca bir hatırlayalım.

2008 Krizi tüm dünyada etkisini gösterdikten sonra küresel finansal akımları şekillendiren ilk hareket Amerikan Merkez Bankası’ndan (FED) gelmişti. FED, Amerikan finans sistemini kurtarmak ve ekonomiyi canlandırmak için çok büyük ölçülerde parasal genişleme programları uyguladı. Bu parasal genişlemeler, gelişmekte olan ülkelere çok yüklü miktarda dövizin girmesine neden oldu, Türkiye’nin de içinde olduğu pek çok gelişmekte olan ülkenin ulusal parası değerlendi. Ulusal paralardaki değerlenmeye bağlı olarak bu ülkelerde ithalat arttı, cari işlemler açıkları büyüdü. Fakat her şeyin olduğu gibi bu sürecin de bir sonu vardı.

FED’in yaptığı parasal genişlemeler yavaş da olsa ABD ekonomisinin tekrar bir ivme kazanmasına neden oldu. ABD’de yavaş yavaş işsizlik oranı düşmeye başladı, konut piyasası tekrar toparlanmaya başladı. ABD ekonomisi tekrar hız kazanmaya başlayınca FED’in parasal genişleme programı da yavaş yavaş kendi amacını gerçekleştirir oldu. Bunu gören FED, ilk önce parasal genişleme programında azaltmaya gideceğini açıkladı, daha sonra azaltmalara başladı ve en sonunda programı bitirdi. FED şimdilerde faizleri artırmak için uygun zamanı bekliyor. Faizleri artırmaya hemen başlayamıyorlar çünkü ABD ekonomisi hala çok hassas, faizlerdeki ani bir artış ekonomiyi tekrar resesyona sokabilir.

FED’in parasal genişleme programını bitirmesinin ve ardından faiz artırım sürecine başlama sürecinin oldukça yavaş bir şekilde işlemesi, gelişmekte olan ülkelerde ciddi dalgalanmalar yaratmakla birlikte bir süre daha gelişmekte olan ülkelerin rahat nefes almasını sağladı, hala sağlıyor. Eğer ABD’nin toparlanma süreci hızlı bir şekilde gerçekleşseydi muhtemelen FED de parasal genişlemeyi hızlı bir şekilde bitirip, çoktan faiz artırım sürecine geçmiş olacaktı ve büyük bir olasılıkla şimdiye kadar faizleri artırmış olurlardı. Eğer böyle bir durum gerçekleşseydi zaten oldukça yüksek bir volatiliteye maruz kalan gelişmekte olan ülkelerde çok daha sert ve ani finansal piyasa hareketleri görülürdü ve ekonominin temel göstergelerinde ciddi bozulmalar yaşanabilirdi.

Bildiğiniz gibi, 2008 Krizi bir süre sonra bankacılık sistemi aracılığıyla Avrupa’ya da ulaştı ve hızla yayıldı. Yunanistan, Portekiz ve İspanya bu süreçte ciddi bir şekilde zarar gördü, Yunanistan hala zarar görüyor. Tüm bunlara tepki olarak Avrupa Merkez Bankası (ECB) geçtiğimiz dönemde oldukça yüksek bir parasal genişleme paketi açıkladı. Bu parasal genişleme programının ciddi etkileri oldu. En önemli etki Euro/Dolar paritesi üzerinde oldu ve Euro, ABD Dolarına karşı hızla değer kaybetti. Ayrıca ECB’nin parasal genişleme programının FED’in politikalarına da etkisi oldu. Nasıl mı?

Önceki yazılarda da belirttiğimiz gibi ECB’nin parasal genişleme programı sırasında artan Euro arzı ABD tahvillerine de gitti ve bu tahvillerin bir miktar değer kazanmasına neden oldu. Yani bu tahvillerin faizi düştü. ABD tahvil faizlerindeki düşüş ise FED’in faiz artırım planında elini rahatlattı. Çünkü FED’in çekincesi, faizleri artırmaya başladıkları zaman tahvil faizlerinin hızlı bir şekilde yükselmesi ve ABD ekonomisinde tekrar durgunluğa neden olması. Dolayısıyla, ABD tahvil faizleri FED faiz artırımına başlamadan önce ne kadar çok düşük olursa bu FED için o kadar iyi olur. Dikkat ettiyseniz bu etki FED’in faiz artırma ihtimalini de artırıyordu fakat aynı etki bu ihtimali azaltıyordu. Nasıl mı?

ECB’nin parasal genişlemesi sırasında yukarıda da belirtiğimiz gibi Euro, ABD Doları karşısında önemli ölçülerde değer kaybetmişti. Yani, ABD Doları değer kazandı. Bu durum ise FED’in faiz artırım planında FED’in aleyhinde bir durumdu. Çünkü, FED faiz artırdığı zaman zaten ABD Doları hızlı bir şekilde küresel piyasalarda değer kazanmaya başlayacak. Doların fazla değer kazanması ise ABD ekonomisinde dış ticaret açığının artmasına neden olabilir. Yani, FED faiz artırmadan önce Dolar ne kadar değersiz olursa bu FED için o kadar iyi çünkü faiz artırımı başladığında Dolar zaten değerlenecek. Dikkat ettiyseniz bu etki, yani Dolar’ın değerlenme etkisi FED’in faiz artırım ihtimalini azaltan bir etkiydi.

Fakat şimdi şartlar değişti ve çok ilginç bir durum ortaya çıktı. ECB’nin yaptığı parasal genişleme hızlı bir şekilde etkili olmaya başladı. Yani, en azından şimdilik etkili olmuş gözüküyor. Avrupa’dan gelen veriler büyümenin ve enflasyonun hızlandığı yönünde. Fakat bu durumun ECB’nin başlattığı mevcut parasal genişleme programını sonlandırma olasılığı çok düşük çünkü Avrupa programa olumlu tepkiler vermekle birlikte hala kesin olarak Avrupa’nın toparlanıp toparlanmadığı belli değil.

Avrupa’dan son dönemde gelen olumlu veriler, geçtiğimiz günlerde Avrupa tahvil piyasalarında ve döviz piyasalarında çok ilginç hareketlere sebep oldu. Yatırımcılar, Avrupa’da enflasyonun hızlı bir şekilde yükselme olasılığını görünce, hızlı bir şekilde ellerindeki tahvilleri satmaya başladılar ve bunun sonucunda Avrupa’da tahvil faizleri yükseldi. Daha da önemlisi, tahvil faizlerindeki bu yükselme sonucunda son günlerde Euro, Dolar’a karşı hızlı bir şekilde değer kazandı. Dikkat ettiyseniz ilk başta Euro değer kaybetmişti fakat gelen son haberler Euro’nun Dolar karşısında tekrar değer kazanmasına neden oldu. Bu durum ise ilk etapta Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkeler için olumlu gibi gözükse de orta vadede oldukça olumsuz olabilir. Neden mi?

Mevcut durumda iki gerçeklik var: Birincisi, Avrupa’daki iyileşmeye rağmen ECB parasal genişleme programına devam edecek ve bu durum yukarıda belirttiğimiz gibi ABD tahvil faizleri kanalıyla FED’in faiz artırımı konusunda elini rahatlatmaya devam edecek. İkincisi, Euro Dolar’a karşı tekrar değer kazandı ve bu durum FED’in faiz artırım planında elini rahatlattı. Çünkü, yukarıda da belirttiğimiz gibi FED faiz artırmaya başlamadan önce Dolar ne kadar değersiz olursa bu FED için o kadar iyi.

Dikkat ettiyseniz, ECB’nin uyguladığı parasal genişlemenin kısmen de olsa başarıya ulaşma işaretleri göstermesi, Euro/Dolar paritesindeki artış yoluyla FED’in faiz artırım ihtimalini artırmış oldu. Kısa vadede, Euro/Dolar paritesindeki yükseliş nedeniyle yurtiçinde Dolar/TL’de değer kayıpları görüldü, TL değer kazandı fakat bu etki muhtemelen kısa vadeli olacak. Orta vadede yukarıda belirttiğimiz etkinin gerçekleşmesi sonucunda Dolar tekrar TL’ye karşı değer kazanabilir. Tabi bu senaryo Avrupa’daki toparlanmaya ve buna bağlı olarak Euro/Dolar paritesindeki değişimlere bağlı. Avrupa tekrar durgunluğa ve deflasyona girme işaretleri gösterirse bu senaryo elbette değişir. Finansal piyasalardaki bu dönem sizlerin de gördüğü gibi oldukça etkileşimsel, yani her şey birbirine bağlı. Farklı durumlara göre farklı olasılıklar var. Hangi olasılığın gerçekleşeceğini zaman gösterecek. Görüşmek üzere.

Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi/danışmanlığı değildir.

Mail adreslerim utugberk@gmail.com  utugberk@hotmail.com 

Okudunuz mu?

KÜRESEL KONJONKTÜR VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Tuğberk Çiloğlu Küresel ekonomide 2020 yılı başından beri etkili olan pandemi süreci, kendi içinde yaşadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »