Perşembe , 9 Aralık 2021
En Son Yazılar

KÜRESEL EKONOMİDE BELİRSİZLİK

Tuğberk Çiloğlu

Küresel ekonomide son zamanlarda gerek ABD, gerekse de Avrupa ülkeleri  ve Çin  kaynaklı ciddi bir belirsizlik ortamı oluştu. Yaşanan gelişmelerin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde tek ve kesin bir etkisinden bahsetmek mümkün değil. Farklı piyasa algıları, farklı etkilere ve sonuçlara neden oluyor. Nasıl mı?

En güncel konu olan ABD-Çin ticaret savaşından başlayalım. İki ülke arasındaki ticaret savaşı bir hayli şiddetlenmiş durumda. ABD, 10 Mayıs tarihinden itibaren Çin’den ithal ettiği 200 milyar dolarlık ürüne uyguladığı gümrük vergisini %10’dan %35’e yükseltme kararı aldı. Çin de bu karara misilleme olarak 1 Haziran tarihinden itibaren ABD’den ithal ettiği 60 milyar dolarlık beş binden fazla ürüne %5-%25 arasında gümrük vergisi uygulama kararı aldı. Tüm bunlara ek olarak ABD, dünyanın en büyük cep telefonu üreticilerinden Çin menşeili Huawei’ye karşı bir dizi yaptırım kararı aldı. Peki, bu durumun olası etkileri ne olacak?

Ticaret savaşının bu şekilde devam etmesi durumunda iki olası etkiden bahsetmek mümkün. Bunlardan ilki küresel risk iştahı ile ilgili. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşının şiddetlendiği bu durumda küresel risk iştahı azalmaya başlayacaktır. Bu ise, küresel çapta getiri arayışında olan fonların gelişmekte olan ülkelerin riskli varlıklarından çıkıp, güvenli varlıklara yönelmesi anlamına geliyor. Bu ise gelişmekte olan ülkelerde ulusal  para birimlerinin majör para birimlerine karşı değer kaybetmesi, borsa endekslerinin düşmesi ve tahvillerinde satışlar yaşanarak tahvil faizlerinin yükselmesi anlamına geliyor. Yine de bu durum kendi içinde bu süreci hafifletecek stabilizatörleri de içerisinde bulunduruyor. Nasıl mı?

Küresel ticaret savaşlarının şiddetlendiği bir senaryoda zaman içerisinde ABD tahvilleri de güvenli varlık olarak algılanabilir. Yani, ABD tahvillerine yönelik talep artabilir. Bu ise ABD tahvil faizlerinin düşmesi anlamına gelir. Kuşkusuz, ABD tahvil  faizlerinin düşmesi gelişmekte olan ülkelerden fon çıkışını bir nebze olsun azaltacaktır. Çünkü, yüksek getiri arayışındaki küresel fon yöneticileri, düşük faiz getirili ABD tahvillerini gördükçe gelişmekte olan ülke varlıklarından çıkma hızını yavaşlatacaklardır.

Küresel ticaret savaşının bu şekilde devam etmesi durumunda yaşanabilecek birinci etkiden bahsettik. Gelelim ikinci etkiye. İkinci etki, reel ekonomi kanalıyla işleyen bir etki. Ticaret savaşının şiddetlenmesi büyük bir olasılıkla ABD ekonomisinde yavaşlamaya neden olacaktır. Bu ise Amerikan Merkez Bankası (FED)’in daha genişlemeci adımlar atmasına neden olabilir. FED zaten bu yıl içerisinde bilanço daraltma sürecini, yani parasal sıkılaştırma sürecini bitiriyor. Bunun yanı sıra son zamanlarda FED’in 2019 yılı içerisinde ticaret savaşından kaynaklı ABD ekonomisindeki olası durgunluğa karşı önlem olarak sınırlı da olsa faiz indirimine gidebileceği konuşuluyor. Bu durum ise kuşkusuz gelişmekte olan ülkeler bakımından pozitif. FED’in genişlemeci bir politika izlemesi durumunda gelişmekte olan ülkelere ciddi bir fon akışı olacağı aşikar. Bunun  sonucunda ise gelişmekte olan para birimleri ve hisse senetleri değer kazanırken, tahvil faizleri düşüş yaşayacak. Burada sorulması gereken soru ise şu: Bu etkilerden hangisi baskın çıkacak? Küresel risk iştahı ile ilgili olan etki mi? Reel ekonomi ile ilgili olan etki mi? Çünkü ikisi gelişmekte olan ülkelere etki bakımından farklı şeyler söylüyor.

Bir başka belirsizlik ekseni ise Avrupa kaynaklı. Avrupa ekonomisi birinci çeyrekte beklentilerin üzerine çıkarak %1,2 büyüdü. İşsizlik oranı ise beklentilerden fazla düşerek %7,7 oldu. Kuşkusuz, bunlar olumlu gelişmeler. Bu tür olumlu gelişmeler ise Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nin sıkılaştırıcı adımlar atmasına ya da genişletici adımları ertelemesine neden olabilir. Fakat diğer taraftan giderek İngiltere’nin anlaşmasız bir şekilde Avrupa Birliği’nden ayrılma olasılığı güçleniyor. İngiltere’deki son seçimlerde Avrupa Birliği karşıtı Brexit partisinin yüksek oy oranı alması ve başbakan Therasa May’in istifa edeceğini açıklaması bu olasılığı kuvvetlendiriyor. Bunun yanı sıra, Uluslararası Para Fonu (IMF) de ticaret savaşları kaynaklı küresel büyüme tahminini 2019 yılı için %3,3’e düşürdü. Bu durum kuşkusuz Avrupa ekonomisi için pek olumlu şeyler anlatmıyor bize. Dolayısıyla, Avrupa ekonomisi için de bir belirsizlik söz konusu. Büyüme oranının artması ve işsizliğin düşmesi ön plana çıkarsa ECB sıkılaştırıcı politikalar uygulayabilir. Fakat küresel riskler ve anlaşmasız bir Brexit olasılığı kuvvetlenirse ECB muhtemelen genişletici politikalar uygulayacak. Bu iki farklı senaryo da doğal olarak gelişmekte olan ülkeler için farklı sonuçlara sebep olacak.

Küresel ekonomi için oldukça önemli olan petrol fiyatlarının da kuşkusuz bu denklemde ciddi bir ağırlığı var. Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarını etkileyecek üç önemli faktör var: OPEC kararları, jeopolitik riskler ve küresel ticaret savaşı. Önümüzdeki dönemde OPEC’in arz kısıntısına gitme olasılığı ve ABD-İran hattında yaşanan kritik gelişmeler petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı yapıyor. Fakat küresel ticaret savaşları kaynaklı global talep yetersizliği de petrol fiyatlarını aşağı çekebilecek unsurlar arasında. Fakat küresel ticaret savaşlarının şiddetlenip FED’in genişlemeci politikalar uygulaması durumunda petrol fiyatları yukarı yönde baskılanacaktır.  Bu unsurlardan hangisinin ya da hangilerinin  etkili olacağını ise zaman gösterecek.

Mutlu bayramlar dilerim.

Görüşmek üzere.

Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi/danışmanlığı değildir.

Mail adreslerim: utugberk@gmail.com  utugberk@hotmail.com 

 

 

 

Okudunuz mu?

KÜRESEL KONJONKTÜR VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Tuğberk Çiloğlu Küresel ekonomide 2020 yılı başından beri etkili olan pandemi süreci, kendi içinde yaşadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »