Cumartesi , 10 Nisan 2021
En Son Yazılar

KÜRESEL EKONOMİDE FARKLI DURUMLAR, FARKLI SENARYOLAR

Tuğberk Çiloğlu

Küresel ekonomideki son gelişmelere baktığımızda, piyasaların durumunu birkaç temel olgunun belirlediğini görmekteyiz: Küresel büyüme ve ticaretteki bir süredir devam eden yavaşlama eğilimi, merkez bankalarının bu yavaşlamaya verdiği tepki ve ticaret savaşlarındaki, jeopolitik risklerdeki ve Brexit konusundaki yeni gelişmeler. Bu olgular sürekli bir etkileşim halinde ve küresel piyasaların rotasını şekillendiriyor, farklı senaryoların varlığını olası kılıyor. Nasıl mı?

Uzun süredir devam eden küresel ticaret savaşlarına bağlı olarak küresel ekonomideki yavaşlama eğilimi devam ediyor. Bugünlerde uluslararası kuruluşların en çok endişelendiği konulardan biri bu. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in açıklamasına göre küresel ekonomik büyüme 2019 yılında %2,6 düzeyinde gerçekleşecek ve 2020 yılında ise 2012’den beri en düşük seviye olan %2,5’a düşecek. Küresel ticaret hacminde de beklentiler yavaşlama yönünde.

Ortalama 17,4 triyon dolarlık bir milli gelir gelir ile dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de de işler pek iç açıcı değil. ABD’nin Çin ile girdiği ticaret savaşı kuşkusuz savaşın tarafı olan ABD’ye de ciddi bir zarar veriyor. Ağustos ayı ISM (İmalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi) rakamlarına göre endeks değeri 2016’dan bu yana ilk kez 50 düzeyinin altına inerek 47,8 düzeyinde gerçekleşti. Endeksin alt kalemlerinden biri olan yeni ihracat siparişleri ise 41 değeri ile 2009 yılından bu yana en düşük seviyesine inmiş oldu. Yeni ihracat sipariş endeksinin bu şekilde düşmesi, ticaret savaşının yarattığı etkinin en gözle görülür sonuçlarından biri.

10,3 triyon dolarlık ekonomisi ile dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin için de veriler güzel şeyler söylemiyor. Çin’de üçüncü çeyrekte ekonomik büyüme yıllık %6 düzeyinde gerçekleşti. Bu, Çin için beklentilerden düşük bir rakam. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise Çin’in 2020 yılı büyüme tahminini %5,8’e düşürdü. Geçtiğimiz dönemde ABD’nin gümrük vergilerini artırarak Çin ürünlerini daha pahalı hale getirmesine Çin Yuan’ın değerini düşürerek tepki vermişti. Fakat hemen ardından ABD, Çin’i kur manipülatörü ilan etmişti. Bu ise Çin’i uluslararası kamuoyunda zor bir duruma sokmuştu. Dolayısıyla, Çin’in önünde yavaşlayan ekonomisine karşı kur silahı seçeneği artık eskisi kadar kuvvetli değil.

Peki, tüm bu duruma karşılık merkez bankaları ne yapıyor? Amerikan Merkez Bankası (FED) faiz indirimlerine devam etti ve faiz bandını %1,75-%2 aralığına indirdi. Fakat daha da önemlisi, FED ’in toplantı tutanaklarına göre üyelerin tümü gelecek dönem için ticaret savaşı, küresel büyüme ve Brexit konusunda oldukça hassas ve endişeli. Bu, küresel ekonomide yaşanabilecek küçük bir yavaşlatıcı eğilimin bile FED’i daha fazla genişletici politika uygulamaya zorlayacağını gösteriyor. FED zaten bu konuda proaktif davranarak önlem almaya başladı bile. Nasıl mı?

Bilindiği gibi Temmuz ayında FED bilanço küçültme sürecini durdurmuştu. FED bilanço küçültmek amacıyla elindeki tahvilleri satıp karşılığında piyasadan dolar satın alıyordu. Yani bir nevi parasal sıkılaştırma yapıyordu ve bu da piyasa faizleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratıyordu. Temmuz ayında bu süreç bitti ve FED 15 Ekim tarihinden itibaren tam tersi bir süreç başlattı. FED, Ekim ayından itibaren piyasalardan her ay 60 milyar dolar değerinde hazine bonosu satın alacağını açıkladı. Her ne kadar FED başkanı Jerome Powell bu sürecin kesinlikle 2008 krizi sonrasındaki büyük parasal genişleme ile bir ilgisinin olmadığını, bunun sadece küçük bir bilanço düzeltmesi olduğunu açıklasa da piyasalar bunu parasal bir genişleme olarak algıladı.  Tüm bunlara ek olarak piyasalar, FED ’in bu yıl bitmeden yeni bir faiz indirimi daha yapacağını fiyatlamaya başladı bile.

FED ’in bu genişlemeci politikalarının yanında Avrupa Merkez Bankası (ECB) da genişlemeci adımlara hazırlanıyor.  Çünkü ticaret savaşı yalnızca ABD ve Çin arasında değil. ABD kısa zaman önce Avrupa Birliği (AB) ülkelerine karşı ek gümrük vergileri getirdi ve önümüzdeki dönemde AB ülkelerinden ithal edilen otomobillere yeni gümrük vergileri getirebilir. Bu durum kuşkusuz Avrupa ekonomisi için ciddi bir durgunluk riski içeriyor. Buna bağlı olarak, ECB’nin en son toplantı tutanaklarında düşük büyüme ve düşük enflasyon konusuna dikkat çekiliyor. Her ne kadar bazı kurul üyeleri tahvil alımı yoluyla parasal genişlemeye pek sıcak bakmasa da ECB önümüzdeki dönemde 20 baz puanlık yani %0,20’lik bir faiz indirimine gidebilir.

Tüm bu genişletici parasal politika, yeni dönemde majör finansal emtiaların geleceğine önemli ölçüde etki edebilir. Petrol, Altın ve Dolar endeksi bu gelişmelere bağlı olarak, yani küresel risklerin ve olumsuzlukların devam ettiği senaryoda önemli değişimler gösterebilir. Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, küresel ticaret savaşlarının devam etmesi zaten başlı başına ABD para birimi olan Dolar’ın majör para birimleri karşısında değer kaybetmesi için kuvvetli bir neden. Bu nedene bir de FED ’in parasal genişlemesi eklenirse Dolar endeksindeki değer kaybı kuvvetlenirken Altın fiyatlarında büyük bir olasılıkla yükseliş eğilimi görülecektir. Burada unutulmaması gereken nokta, küresel ekonomideki olası bir yavaşlamanın petrol fiyatlarında aşağı yönlü bir baskı oluşturabileceğidir. Yani, reel anlamdaki küresel büyümedeki yavaşlama petrol fiyatlarına negatif etki ederken, bu reel küresel yavaşlamaya tepki olarak ortaya çıkan parasal genişleme petrol fiyatlarına pozitif etki edecektir. Özellikle İran konusundaki artan jeopolitik riskler ise hem petrol hem de altın fiyatlarına pozitif yönde etki edecektir. Böyle bir durumda küresel fon akımları yüksek getiri arayışıyla gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere yönelecek ve gelişmekte olan ülkelerin para birimleri Dolar’a karşı değer kazanacaktır. Gelişmekte olan ülkelerde hisse senedi borsaları değer kazanırken faizler düşecektir. Buna bir numaralı senaryo diyebiliriz.

Diğer taraftan, ticaret savaşı ve Brexit konusunda son yaşanan gelişmeleri denkleme katmadan, küresel piyasalarla ilgili yorum eksik kalacaktır. Son gelişmeler ABD ve Çin’in ortak bir zeminde anlaştığını ve bu zeminin uygulama şartlarını görüşmek için kısa bir süre sonra bir araya gelebileceğini göstermektedir. Çin bu süreçte büyük bir olasılıkla ABD’den daha fazla tarım ürünü satın alacak ve ABD ise Çin’e ek gümrük vergisi uygulamaktan vazgeçecek. Yani küresel ticaret savaşının ABD-Çin ayağı son bulmuş olacak. Bu önemli bir olasılık ama tabiki de kesinlik kazanmış değil. Diğer yandan İngiliz hükümeti AB ile Brexit konusunda yeni bir anlaşmaya vardı. İngiltere, AB’den 31 Ekim 2019 tarihinde ayrılıyor ve anlaşmasız bir Brexit finansal piyasalar için fazladan risk demek. Önümüzdeki süreçte 31 Ekim’e kadar bu anlaşma İngiliz parlamentosundan geçerse bu risk ortadan kalkacak, geçemezse Brexit anlaşmasız bir şekilde gerçekleşecek ve küresel ekonomi yeni bir belirsizliğe sürüklenecek.

Önümüzdeki dönemde ticaret savaşı biterse ve Brexit anlaşmalı bir şekilde sonlanırsa hem FED ’in hem de ECB’nin genişlemeci hamleleri son bulabilir. Çünkü bunlar gerçekleşirse küresel riskler azalacak demektir. Böyle bir senaryoda büyük bir olasılıkla FED ve ECB yeniden nötr ya da daraltıcı politikalara dönüş yapacaklardır ve bu durumda ise dolar endeksi yükselirken altın fiyatları aşağı yönde baskılanacaktır. Petrol fiyatları ise reel anlamda küresel ekonomideki iyileşmeden pozitif etkilenecekken merkez bankalarının bu reel küresel iyileşmeye tepki olarak uygulayacağı daraltıcı politikalardan ise negatif etkilenecektir. Böyle bir durumda küresel fon akımları sıkı para politikaları nedeniyle yeniden gelişmiş ülkelere yönelecek ve gelişmekte olan ülkelerin para birimleri Dolar’a karşı değer kaybedecektir. Gelişmekte olan ülkelerde hisse senedi borsaları değer kaybederken faizler yükselecektir.  Buna ise iki numaralı senaryo diyebiliriz.

Küresel ticaret savaşı ve Brexit konularında önümüzdeki süreçte yaşanacak gelişmeler, bize hangi senaryonun gerçekleşeceğinin sinyalini verecektir.

Görüşmek üzere.

Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi/danışmanlığı değildir.

Mail adreslerim: utugberk@gmail.com  utugberk@hotmail.com 

 

 

Okudunuz mu?

KÜRESEL KONJONKTÜR VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Tuğberk Çiloğlu Küresel ekonomide 2020 yılı başından beri etkili olan pandemi süreci, kendi içinde yaşadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »