Cumartesi , 10 Nisan 2021
En Son Yazılar

PEKİ YA SONRA ?

Tuğberk Çiloğlu

Küresel ekonomik sistem 2008 yılında sonuçları ve faturası çok şiddetli olan bir ekonomik krizle karşı karşıya kaldı. Kriz dünya çapında finansal sistemi çökme noktasına getirdi, alınan çok sert genişlemeci önlemler sayesinde küresel ekonomi uçurumun kenarından döndü. Dünya ekonomisi o dönemde şanslıydı çünkü krizden çıkış için genişleyici politika imkanları vardı ve bu imkanlar sonuna kadar kullanıldı. Peki ya şimdi ?

Bu noktada sormamız gereken iki soru var. Dünya ekonomisi gelecek dönemde yeniden büyük bir ekonomik krize maruz kalabilir mi ve böyle bir krizi küresel bir çöküş yaşamadan atlatabilir mi?

İlk soruya cevap aramaya çalışalım. 2008 Krizi’nin ardından FED ve ECB tarafından uygulanan genişleyici politikaların sonucunda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin sermaye piyasalarında büyük değer artışları görüldü. Genişletici politikalardan geri dönüş başladıkça özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki bu değer artışlarının önemli bir kısmı geri verildi, hala veriliyor. Peki ya gelişmiş ülkeler?

Gelişmiş ülkelerin sermaye piyasalarında bazı küçük dönemsel geri çekilmeler hariç ciddi düşüşler olmadı. Örneğin bugün ABD borsalarına baktığımızda fiyat kazanç rasyolarının tarihi ortalamalarının oldukça üzerinde olduğunu görüyoruz. Bir başka deyişle, teknik olarak bir balondan bahsetmek mümkün.

Tam bu noktada ilginç bir dönüşümsel süreç karşımıza çıkıyor. Amerikan ekonomisi iyileştikçe, enflasyon ve istihdam yükseldikçe FED bunlara bağlı olarak faiz artırımları gerçekleştiriyor. Ek olarak bilanço küçültme süreçlerine devam ediyor, piyasalara verdiği fonu geri çekiyor, bu da faizlerde fazladan bir yükseliş baskısı oluşturuyor.

Faizlerin yükseliyor olması başta ABD ekonomisi olmak üzere tüm gelişmiş ülkeler için bir risk unsuru. ABD’de ne zaman bir faiz artırım algısı oluşsa, hemen ardından sermaye piyasalarında değer kaybı yaşanıyor. Bir başka deyişle, ABD ekonomisindeki iyileşme sonucunda oluşan yüksek enflasyon tehlikesine bağlı olarak yükselen FED faizleri, ABD hisse senedi endekslerini tehdit ediyor. Bu durumun küresel ticaret savaşlarıyla da yakından ilgisi var. Nasıl mı?

Özeelikle ABD-Çin arasındaki küresel ticaret savaşlarının ilerlemesi durumunda, her iki ülke de gümrük duvarlarını yükseltme eğiliminde olacak. Bunun sonucunda doğal olarak ABD’de fiyatlar genel düzeyinin yükseliş hızı artacak. Bunun sonucunda FED daha hızlı bir şekilde faiz artırımı yapacak. Ayrıca muhtemelen bilanço küçültme sürecini de hızlandıracak. Tüm bunlar Amerikan borsaları için ek bir tehdit olacak. Sadece bu mu? Tabii ki değil.

ABD, İran ile yaşadığı politik gerginlikler sonucunda İran’a yeniden petrol ambargosu getirmeye hazırlanıyor. Eğer gerginlik çözülemezse Kasım ayından itibaren ABD İran’dan petrol ithal eden ülke ve şirketlere yaptırım uygulayacak. Sadece bu durum bile petrol fiyatlarının yukarı yönde baskılanması için yeterli. Asıl önemli olan İran’ın bu ambargoya vereceği olası askeri tepki. Basra Körfezi’nin küresel petrol arz güvenliği açısından stratejik önemi göz önüne alındığında, bölgede gerçekleşebilecek bir sıcak çatışma petrol fiyatlarını ciddi oranlarda yükseltebilir. Peki bunun sonucunda ne olur ?

Petrol fiyatlarının bu şekilde yükseldiği bir senaryoda doğal olarak ABD’de de üretim maliyetleri ciddi biçimde artar. Bu maliyet artışı bir süre sonra tüketici fiyatlarına da yansır ve enflasyon yükselir. FED ise bu duruma daha sert sıkılaştırıcı hamlelerle cevap verir, faizler yükselir. Bir taraftan faiz artışı, diğer taraftan petrol kaynaklı maliyet artışlarıyla karşı karşıya kalan ABD hisseleri bu durumdan oldukça olumsuz etkilenir. Tüm bunlar yeniden ABD finans sistemi orijinli bir krizi tetikleyebilir.

Avrupa tarafında da benzer riskler var. Uzun zamandır ECB genişletici politikalar uyguluyor. Bu politikaların sonucunda Avrupa hisse senedi endeksleri ciddi oranlarda yükseldi. Fakat bir önceki yazımızda da değinildiği gibi, bu genişleme süreci bitme evresinde. Ufukta Avrupa için de Euro faizlerinin yükseleceği günler var. Küresel ekonomi bu durumu henüz tartışmıyor fakat tüm Avrupa’da faizler yükselişe geçtiğinde bunun Avrupa hisselerinde yaratacağı olumsuz etkiyi tahmin etmek çok da güç değil. Buna ek olarak petrol fiyatlarındaki olası büyük yükselişe bağlı olarak ortaya çıkacak maliyet enflasyonuna karşı ECB’nin de sıkılaştırıcı hamleler yapabileceğini unutmamak gerekiyor. Tüm bunlar bize Amerikan ve Avrupa sermaye piyasalarının orta vadede yeni bir küresel finans krizi üretme potansiyellerinin olduğunu gösteriyor. Peki böyle bir küresel krizin ortaya çıkması durumunda küresel politika yapıcılar bunun üstesinden nasıl gelebilir ?

Ne yazık ki dünya ekonomisi şu an için böyle bir krize karşı etkin bir politika gerçekleştiremez. Neden mi ? 2008 Krizi başladığında hem ABD’de hem de Avrupa ülkelerinde genişleyici politikalar için imkanlar oldukça genişti. Her iki bölgede de faiz oranları zaten yüksekti, bilançolardaki aktifler yüksek değildi. Yani faizleri düşürmek için geniş bir pay vardı, ayrıca bilanço aktifleri yüksek olmadığı için rahatlıkla varlık alım programları uygulanabilirdi. Bunlar zaten uygulandı: Hem FED hem de ECB faizleri sıfır seviyelerine çektiler ve devasa varlık alım programlarına imza attılar.

Fakat günümüzde bu imkanlar yok. Her ne kadar ABD’de faizler yeniden yükseliş evresinde olsa da hala yeterince yüksek değil. Yani olası bir kriz durumunda FED yeniden faiz indirimi yapsa bile faizler zaten çok yüksek olmadığı için bu indirimler de etkili olmayacaktır. Diğer taraftan FED, bilanço küçültme sürecinde çok fazla yol kat etmedi. Devasa büyüklüklere ulaşan bilançosunun uzun bir vadede küçültmeyi planlıyor, yani bilanço hala büyük. Bu durumda FED’in olası bir kriz durumunda yeniden varlık alım programlarına başlayıp henüz yeterince küçültemediği aktiflerini yeniden artırması pek mümkün gözükmüyor.

Avrupa tarafında da durum benzer. ECB halen faiz oranlarını sıfıra yakın seviyelerde tutuyor ve yakın zaman önce yaptığı açıklamada 2019 yaz aylarına kadar faizleri yükseltmeyeceğini açıkladı. Bu durumda ECB zaten sıfır seviyelerinde olan faizleri bir kriz anında silah olarak kullanamaz. Diğer taraftan ECB daha henüz varlık alım programlarını sona erdirmedi bile. Yani ECB’nin de aktifleri oldukça büyüdü. ECB şu an varlık alım programını sonlandırma sürecinde. Böyle bir süreçte yeniden kriz çıkarsa varlık alım programlarına devam etme imkanı ve olasılığı oldukça düşük.

Küresel ekonomi 2008 Krizi’ni FED ve ECB’nin uyguladığı devasa genişleyici politikalar sayesinde atlattı, çöküş yaşanmadan kriz durduruldu. Fakat öyle görülüyor ki, yeni bir kriz durumunda FED ve ECB aktif bir rol üstlenemeyecek, dünya ekonomisi krizin yıkıcı etkileriyle karşı karşıya kalacak.

Bunun sonucunda  büyük bir olasılıkla küresel ekonomik-finansal sistem kendi var oluşunu sorgulayacağı bir kriz sarmalanın içine girecek.

Peki ya sonra?

Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi/danışmanlığı değildir.

Mail adreslerim: utugberk@gmail.com  utugberk@hotmail.com 

 

 

 

Okudunuz mu?

KÜRESEL KONJONKTÜR VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Tuğberk Çiloğlu Küresel ekonomide 2020 yılı başından beri etkili olan pandemi süreci, kendi içinde yaşadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »