Perşembe , 9 Aralık 2021
En Son Yazılar

PİYASALARA BAKIŞ

 

Tuğberk Çiloğlu

Küresel piyasalar son dönemde oldukça hareketli gelişmelere sahne oldu. Bu gelişmeler, küresel ekonomiyi ve tabii ki ülkemiz ekonomisini yakından ilgilendiriyor. Özellikle artan küresel etkileşimle beraber bu gelişmelerin etkilerini daha hızlı görmeye başlayacağımız gayet açık. Gelin, analize başlayalım.
Öncelikle Amerikan ekonomisiyle başlayalım. ABD’de FED (Amerikan Merkez Bankası)’in 2017 yılı içerisinde kaç kez faiz artırımı yapacağı sorusu hala cevaplanmayı bekliyor. FED 2017’de şimdiye kadar tek bir faiz artışı yaptı, Mart ayında faizleri %0,75’den %1’e yükseltti. 2016 yılında da toplamda tek faiz artışı vardı. Bu yıl FED tarihi tekerrür mü ettirecek yoksa art arda yapacağı faiz artırımlarıyla piyasaları şaşkına mı çevirecek bilinmiyor.
Bu bilinmezlikle beraber, FED yetkililerinden gelen açıklamalar enflasyon oranının yükselmeye devam etmesi durumunda FED’in 2017’de düzenli olarak faiz artırımlarına gideceği yönünde. Bu durum gerçekleşirse, Dolar endeksinin hızlı bir şekilde yükselme olasılığı da artar. Bu durum, uluslararası bir güvenlik krizi olmaması durumunda altın fiyatlarını aşağı yönde baskılar. Fakat FED’in 2017 ve sonrası için alabileceği tek önemli karar faiz oranlarıyla ilgili değil. FED bilançosundaki tahviller konusu önümüzdeki dönemde küresel finans kamuoyunu bir hayli meşgul edecek gibi. Neden mi ?
Bildiğiniz gibi FED 2008 Krizi’nin üstesinden gelebilmek için çok büyük miktarlarda tahvil alımlarına gitti. Piyasadan hem devlet tahvili, hem de özel sektör (özellikle Mortgage) tahvili aldı. Tabii karşılığında da piyasalara dolar verdi. Hatırlayacağınız gibi FED faizleri artırmaya başlamadan çok önce bu politikaya, yani tahvil alım politikasına son verdi. Ardından faiz artırım süreci yaşandı. Piyasalar uzun bir süre sadece faiz artırımlarıyla ilgilendi. Fakat artık yavaş yavaş FED bilançosundaki bu tahvillerin tekrar piyasaya satışı yönünde sinyaller gelmeye başladı.
Böyle bir durumun gerçekleşmesi durumunda, küresel tahvil faizlerinde ani yükselişler görülebilir. Çünkü FED elindeki tahvilleri hızlı bir şekilde piyasaya arz ederse, bu tahvillerin fiyatı hızlı bir şekilde düşerken faizler ise hızlı bir şekilde yükselecektir. Böyle bir durumda küresel fon yöneticileri gelişmiş ülke- gelişmekte olan ülke risk primini aynı seviyede tutmak isterlerse hızlı bir şekilde gelişmekte olan ülke tahvillerinin de faizi yükselecektir. Dolayısıyla bu durum önümüzdeki dönemde ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir.
ABD ile ilgili bir  başka nokta ise vergi reformudur. Trump yönetiminden son dönemlerde vergi indirimlerinin ve kamu harcamalarındaki artışın  başlayacağına yönelik önemli sinyaller gelmektedir. Böyle bir durumda, yani vergi oranlarının azalması durumunda en azından kısa dönemde ABD’nin bütçe açığının artmasına neden olabilir. Bu durumda Amerikan Hazinesi daha maliyetli, yani daha yüksek faiz ödeyerek borçlanabilecektir. Böyle bir durumda da küresel tahvil faizleri yükseliş eğilimine girecektir.
ABD’de kamu harcamalarının artması durumunda ise enflasyon oranı daha hızlı bir şekilde yükselecektir. Bu da kuşkusuz FED’in faiz artırım hızını yükseltecektir.
Bir diğer önemli nokta ise kuşkusuz petrol fiyatlarıdır. OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü)’in 2017 Ocak ayı başından beri uyguladığı üretim kesintisi sonucunda petrol fiyatlarında yükselme görülmüştü. Petrol fiyatlarındaki bu yükselişlerin küresel ekonomiyi doğrudan etkilediği bir gerçek. Nasıl mı? Petrol fiyatlarının yükselmesi demek tüm dünyada enflasyonist eğilimlerin artması demek. Zaten ABD’de, Avrupa’da ve Japonya’da son dönemde görülen durum bu. Fakat üretim kesintisi Haziran ayında son bulacak ve üretim kesintisi  anlaşmasının yenilenip yenilenmeyeceği tam olarak belli değil. Anlaşmanın geleceğine etki edebilecek ilginç bir faktör de söz konusu. Ne mi ?
Petrol fiyatlarında artışın etkisiyle ABD’deki petrol kuyuları art arda faaliyete geçti. Yani, ABD’de petrol üretimi arttı. Üretimdeki bu artış doğal olarak petrol fiyatlarındaki artışı aşağı yönde baskıladı. Eğer OPEC üretim kesintisini devam ettirirse petrol fiyatları muhtemelen daha da artacak, OPEC bu durumdan pozitif etkilenecek fakat ABD’deki petrol üreticilerinin sayısı da bir hayli artacak. Yani, uzun dönemde ABD’nin OPEC’ olan bağımlılığı azalacak. Bu OPEC’in istemediği bir durum. Fakat diğer taraftan eğer OPEC anlaşmayı yenilemezse yani petrol arzını artırırsa petrol fiyatları düşecek. Bu durumdan ise OPEC fazlasıyla negatif etkilenecek. OPEC yeni kararını Mayıs ayında verecek. Tüm bu faktörler bu kararda etkili olacak.
Avrupa’da ise bildiğiniz gibi parasal genişleme programı 2017 yıl sonuna kadar uzatılmıştı. Avrupa Merkez Bankası (ECB) her ay 60 milyar Euro’luk genişleme yapmaya devam ediyor. Fakat son dönemde Avrupa’da enflasyon hızlı bir şekilde yükselişe geçti. ECB bu durumdan endişeli. Avrupa’da daha düne kadar parasal genişleme politikasının genişletilip genişletilmeyeceği konuşulurken artık yavaş yavaş faiz artırımı yapılmalı mı fikirleri ortaya çıkmaya başladı.
Bildiğiniz gibi, ECB şuan negatif faiz politikası uyguluyor. Bu politikayı enflasyonu artırmak için uygulamıştı ve artık hedefine ulaştı. Önümüzdeki dönemde Avrupa’da parasal genişleme devam ederken faiz artışları gelirse bu sürpriz olmayacaktır. Aynı şekilde, negatif faiz politikası uygulayan Japon Merkez Bankası (BOJ) da bu şekilde az da olsa deflasyondan kurtulup fiyat endeksinde pozitif değişim yaratmayı başardı. BOJ’un politikaları da önümüzdeki dönemde bu kapsamda değişkenlik gösterebilir.
Bu noktada unutulmaması gereken şey, petrol fiyatlarıdır. Petrol fiyatlarının gelecek dönemde izleyeceği seyir, büyük olasılıkla majör merkez bankaları aracılığıyla küresel ekonomiyi yeniden şekillendirecektir.
Görüşmek üzere.
Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi/danışmanlığı değildir.
 

Okudunuz mu?

KÜRESEL KONJONKTÜR VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Tuğberk Çiloğlu Küresel ekonomide 2020 yılı başından beri etkili olan pandemi süreci, kendi içinde yaşadığı ...

Bir Yorum

  1. Merhabalar, yazılarınızdan çok istifade ediyorum, bu yazınızla ilgili sormak istediğim birşeyler var , benim anlamadığım nokta ABD neden bir yandan faizleri artırıken bir yandan vergi indirimine gidiyor, aynı şekilde Avrupa’da parasal genişleme devam ederken faizleri artırmak neden ? Bu konuları anlamakta güçlük çekiyorum çünkü aynı anda ikisi birbiriyle çelişiyor gözüküyor, açıklama yaparsanız sevineceğim , teşekkürler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »