Çarşamba , 17 Ağustos 2022
En Son Yazılar

FİNANSIN TEMEL İŞLEVİ VE KRİZLER: KULLANIM VE MÜBADELE DEĞERİ YAKLAŞIMI

Tuğberk Çiloğlu

Uzun bir aradan sonra yeniden beraberiz. Finansal piyasalar , gerek 20. yüzyılda, gerekse 21. yüzyılda dünya ekonomisini zora sokan, tahribat gücü yüksek reel ekonomik krizlere neden oldu. Bu krizlerde pek çok insan işsiz kaldı, pek çok ekonomi zarar gördü. Peki, ilk ortaya çıktığında ekonominin gelişmesini amaçlayan finansal piyasalar, nasıl oldu da kriz üreten bir sisteme dönüştü?

Finansal piyasaların en temel işlevi nedir ? Fon arz edenlerle fon talep edenlerin bir araya gelmelerine aracılık etmek. Peki, bu fon arz edenler ve fon talep edenler kimlerden oluşur? Tüm ekonomik birimler fon arz ve talep edebilir. Bireyler, kurumlar, şirketler, devletler fon arz ve talep ederler. Fon arz edenler genellikle fon fazlası olan ekonomik birimlerden oluşurlarken, fon talep edenler fon açığı olan ekonomik birimlerden oluşurlar. Finansal piyasalar, bu iki tarafı bir araya getirerek oldukça yüksek bir ekonomik faydanın oluşmasını sağlarlar. Konuyu biraz somutlaştırmaya çalışalım.

Bir an için finansal piyasaların, finansal aracıların hiç olmadığı bir dünya hayal edelim. Elinizde fon fazlanız var ve bu fonu bir başkasına borç vererek bir getiri elde etmek istiyorsunuz. Bunu nasıl yapacaksınız? Öncelikle fon talep eden, yani fon açığı olan bir başka ekonomik birim bulmak zorundasınız. Ayrıca, bu kişiyi bulduktan sonra tüm hukuki düzenlemelerle siz uğraşmak zorundasınız. Karşı tarafın borcunu ödememe riskine karşı hukuk danışmanlığı almak zorundasınız. Bir başka zorluk daha var. Elinizdeki fonu sadece tek bir kişiye borç olarak vermek, büyük bir risk üstlenmek demek. Riskinizi azaltmak için birden çok kişiye borç vermelisiniz. Tabi ki bunun için her bir borç verdiğiniz kişi için aynı hukuki işlemleri yapmalısınız, ayrıca borç vermeyi düşündüğünüz kişilerin güvenilirliğini ve aldığı borcu ödeme kapasitesi olup olmadığını anlamak için ciddi bir araştırma yapmalısınız. Tüm bunların ciddi bir parasal ve zaman maliyeti var.

Bankalar, tüm bu işlemleri sizin yerinize yapıyor. Sizden borç alıyor, sizden aldığı borcu pek çok ekonomik birime borç olarak veriyor. Bankanın borç verdiği ekonomik birimler borçlarını geri ödemezse tüm hukuki işlemlerle banka uğraşıyor, sizin üzerinize hiç bir yük düşmüyor. Ayrıca bankalar geniş araştırma departmanlarıyla ters seçim riskini de minimuma indirgiyor. Bankalar bu hizmetleri sağlayarak, ekonominin gelişmesine çok ciddi bir katkı sağlamış oluyorlar.

Finansal piyasaların tek öğesi tabiki de bankacılık mekanizması değil. Borsadan bir hisse senedi aldığınızda, bir özel sektör firmasının ya da devletin tahvilini, bonosunu satın aldığınızda aslında yapılan temel işlem, fon fazlası olanlardan fon açığı olanlara bir fon transferi niteliği taşımakta. Buradaki kritik nokta şu: tüm bu finansal işlemler, fon arz ve talebine aracılık işlevinden uzaklaştığı zamanlarda oldukça şiddetli krizler yaşanıyor. Nasıl mı?

Özel bir bankanın ihraç ettiği bonoyu düşünelim. Bu bonoyu satın alan kişi ya da kurum, bononun geri ödenmeme riski olduğu için kendisini garanti altına almak istiyor ve bir finansal sigorta şirketinden kredi temerrüt sigortası satın alıyor. Buraya kadar da her şey normal. Fakat bundan sonra sistem gerçek amacından uzaklaşıyor. Nasıl mı? Finansal sigorta şirketinin sattığı kredi temerrüt sigortaları, ikincil piyasalarda alınıp satılmaya başlanıyor. Fonlar, yatırım şirketleri bu sigorta anlaşmalarını kar elde etme amacıyla alıp satıyor, bu sigortaları alıp satmak için kendisi de borç alıyor. Dikkat ettiyseniz ikincil piyasada bu kredi temerrüt sigortalarını spekülasyon amacıyla satın alan fonların amacı bu sigortaları kullanmak değil, zaten büyük ihtimalle bu fonların elinde sigortanın dayanak varlığı da bulunmuyor. Yani, yatırım firmaları bu sigortaları kullanım değeri için değil, mübadele değeri için alıp satıyor.

Aynı analizi opsiyon (anlaşılan fiyattan alma ya da satma hakkı) piyasası için de yapabiliriz. Bankanın ihraç etmiş olduğu bonolar için opsiyon sözleşmesi yazan kurumlar (option writers) belli bir prim karşılığında bu sözleşmeleri satıyor. Bunları alan kurumlar da isterlerse bu hakkı kullanıyor, istemezlerse kullanmıyor. Buraya kadar opsiyon sözleşmeleri kullanım değerleri için alınıp satılmış oluyor. Fakat ikincil piyasalarda bu opsiyonlar tamamen spekülasyon amaçlı alınıp satılıyor, yani mübadele değerleri için.

2008 Krizinin en önemli nedenlerinden birisi de budur. Sistem şu şekilde işledi: Bir ev almak için bankadan konut kredisi çekiyorsunuz. Banka, size vermiş olduğu krediyi teminat göstererek borçlanma aracı ihraç ediyor, yani kendisi borçlanıyor. Daha sonra bu borçlanma aracı için kredi temerrüt sigortaları oluşturuluyor. Ayrıca borçlanma aracı bono için opsiyonlar da oluşturuluyor. Tüm bunlar kullanım değeri, kullanım işlevi amacıyla yapılıyor. Fakat bir adım sonrası, sistem tehlikeli sulara giriyor ve mübadele değeri/işlevi ön plana çıkıyor. Nasıl mı? borçlanma kağıdına dayalı opsiyonlar ve yine aynı borçlanma kağıdı için oluşturulan kredi temerrüt sigortaları ikinci el piyasalarda sadece spekülasyon amacıyla alınıp satılıyor ve büyük bir balon oluşuyor. Pek çok ticari banka ve yatırım bankası bu türev ürünlere borçlanarak yatırım yapıyor.

Vermiş olduğu borcu/krediyi teminat gösterme işlemi de ardı ardına tekrarlanıyor. Yani, bir banka size vermiş olduğu konut kredisini teminat göstererek borçlanma kağıdı ihraç ettiğinde, başka bir ticari ya da yatırım bankası bu borçlanma kağıdını satın alarak sizin borç aldığınız bankaya borç vermiş oluyor. Daha sonra sizin borç aldığınız bankaya borç vermiş olan banka, vermiş olduğu bu borcu teminat göstererek kendisi de borçlanma aracı ihraç ediyor. Böylece üçüncü, dördüncü dereceden türev ürünler oluşturuluyor. Ayrıca, her bir derece türev için ayrı opsiyonlar ve ayrı kredi temerrüt sigortaları oluşturuluyor ve bu ürünler de ikincil piyasalarda spekülasyon amacıyla, mübadele değeri amacıyla alınıp satılıyor. Bu süreç sonunda büyük bir balon oluşuyor, finansal işlemler giderek karmaşıklaşıyor ve reel bir varlık olan evin ya da herhangi bir gayrimenkulün fiyatı düştüğünde domino etkisiyle tüm bu finansal ürünlerin de fiyatları düşüyor, tüm bankacılık sistemi krize giriyor. 2008 Krizi böylece oluşmuş oluyor.

Ne yazık ki krizlerin sosyal maliyeti de oldukça ağır oluyor. Bildiğiniz gibi, 2008 Krizi’nin Avrupa’ya etki etmesiyle beraber pek çok Avrupa ülkesi krize girdi ve bu ülkelerdeki ırkçı-aşırı sağcı organizasyonlar güç kazandı. Aşırı sağın yükselişi, İngiltere’yi AB’den çıkma rotasına soktu. Dikkat ettiyseniz tüm bu sorunların ana sebebi 2008 Krizidir ve 2008 Krizinin ana sebebi ise aşırı menkul kıymetleştirmedir.

Sonuç olarak, finansal piyasalar, gerçek işlevleri olan fon arz ve talebine aracılık ettiği sürece, yani kullanım değeri/işlevi için kullanıldığı sürece ekonomi için oldukça faydalı oluyorlar, ekonominin çok daha etkin çalışmasını sağlıyorlar. Fakat ağırlıklı olarak mübadele değeri/işlevi için kullanıldığı zamanlarda, tüm reel ekonomiyi yerle bir edebilecek şiddetli krizlere neden olabiliyorlar. Bu krizler, özellikle Avrupa’da aşırı sağcı grupların yükselmesine neden oluyor. Aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri’nde de aşırı sağcı gruplar yükseliyor. Tüm bu süreç, dünya barışını ve insanoğlunun uzun vadeli gelişmişliğini, refahını ciddi olarak tehdit ediyor. Reel ekonomide katalizör görevi gören finansal piyasaları düzenlerken, bu boyutla da konuya yaklaşmak gerekiyor. Çünkü ekonomik gelişmeyi bir kimyasal tepkime olarak düşünürsek, yanlış oranda ve yanlış formüllerle kullanılan her katalizör tepkimeyi (ekonomik gelişme) hızlandırmak yerine, tepkimeyi tamamen durdurucu ya da tepkimeyi yok edici bir sürece de kaynaklık edebilir. Unutmayalım, ekonomi sadece ekonomi değildir. Görüşmek üzere.

Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi/danışmanlığı değildir.

Mail adreslerim: utugberk@gmail.com utugberk@hotmail.com

Okudunuz mu?

KÜRESEL KONJONKTÜR VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Tuğberk Çiloğlu Küresel ekonomide 2020 yılı başından beri etkili olan pandemi süreci, kendi içinde yaşadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »