Salı , 28 Mayıs 2024
En Son Yazılar

YENİ DÖNEM

Tuğberk Çiloğlu

29 Ekim günü bizler Cumhuriyet Bayramını kutlarken, tüm dünya yeni bir döneme girdi. Amerikan Merkez Bankası (Fed) üçüncü, yani son tahvil alım programını sona erdirdi. Fed, bu son programa Eylül 2012’de başlamıştı. Eylül 2012’den Ocak 2013’e kadar Fed her ay piyasalardan 85 milyar dolarlık tahvil alımı yaptı. Ocak 2013’den sonra ise her ay tahvil alımlarını 10’ar milyar dolar azalttı. 29 Ekim itibariyle bu tahvil alımları tamamen bitti. Piyasalar uzun bir süre bu konuyu tartışmıştı. Genelde sorulan soru; tahvil alım programının ne zaman ve nasıl sonlandırılacağı idi. Fed ‘in aldığı son kararla beraber, bu soru da cevabını bulmuş oldu. Yazının başında da belirttiğim gibi, dünya artık yepyeni bir döneme girdi. Türkiye’nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkeler, geçmişte kalan bu bol döviz döneminden (birinci, ikinci ve üçüncü tahvil alım programları dönemi) oldukça yararlandı. Nasıl mı? Fed ‘in her ay piyasalara enjekte ettiği Amerikan Dolarları, büyük bir hızla gelişmekte olan ekonomilere yöneldi. Ülkemiz özelinde değerlendirirsek, hızlı bir şekilde hisse senetlerine ve devlet iç borçlanma senetlerine (dibs) gelen döviz, ulusal paranın, yani TL’nin değerlenmesine yol açtı. Değerlenen TL ile beraber, ithal ürünlerin TL cinsinden maliyetleri hızla düştü. Büyük bir tüketim dönemi yaşandı, çünkü yurtdışından ülkemize gelen yüklü miktardaki döviz bir nevi tüketimi teşvik etmiş oldu.

Bu dönemde dövizin hızla bollaşması, döviz cinsinden borçlanmayı da teşvik etti. Bu durumu son açıklanan verilerde de görmek mümkün. TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) yayımladığı verilere göre, özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu Ağustos 2014 itibariyle 165,2 milyar dolara ulaştı. Kısa vadeli kredi borcu ise 42,3 milyar doları buldu. Uzun vadeli borcun %58,8 ‘i Amerikan Doları, %33,8 ‘i ise Euro cinsinden. Kısa vadeli borcun ise %52,1’i Amerikan Doları, %39,3 ‘ü Euro cinsinden. Unutmayalım, bu veriler sadece özel sektörün yurtdışına olan kredi borcunu gösteriyor. Fakat rakamlar bize sadece kredi borçlarının bile oldukça ciddi boyutlarda olduğunu gösteriyor.

Sizlerin de fark ettiği gibi, bu ucuz ve bol döviz dönemi ekonomide finansal kırılganlıkların birikmesine ve kronikleşmesine yol açtı. Ülkemiz, ithalata ciddi ölçüde bağımlı bir durumda. Bu durumu da yine son açıklanan verilerden görmek mümkün. Yine TÜİK’in açıkladığı verilere göre, Eylül ayında dış ticaret açığı 6,93 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Eylül ayı ihracatımız 13,660 milyar dolar düzeyinde iken, ithalatımız 20,585 milyar dolar. Eylül ayındaki en büyük ithalat kalemimiz ”mineral yakıtlar ve yağlar”, yani enerji. En büyük ikinci ithalat kalemimiz ise ”kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ve aletler, bunların aksam ve parçaları”, uzun lafın kısası; teknoloji. İşte, uzun bir süre boyunca TL’nin aşırı değerli kalması teknoloji konusundaki açığımızı kronikleştirdi. Tek bir aya bakarak bu sonuca varmak çok güvenilir bir yöntem değil ama, geçmiş pek çok ayın verileri de aynı tabloyu gösteriyor. Yani, ciddi bir ileri teknoloji açığımız var.

Fed ‘in tahvil alım programını sonlandırmasıyla beraber, piyasaların çok daha yüksek sesle sormaya başladığı bir soru var: Fed faiz oranlarını ne zaman artıracak? Artık, piyasanın odaklandığı soru bu. Bildiğimiz gibi, Fed’ in enflasyon hedefi %2. Yani, ABD’de enflasyon %2’ye yaklaştıkça, Fed ‘in faizleri artırma zamanı da iyice yaklaşmış olacak. Fed, en son yaptığı toplantının ardından yayımladığı açıklamada, enflasyonun %2’nin altında devam etme olasılığının bir nebze azaldığını belirtti. Bu, şu anlama geliyor: 2015 yılı içerisinde enflasyon rakamı hedeflenen düzeye hızla yaklaşabilir. Ayrıca, 3. çeyrekte ABD ekonomisi %3,5 büyüdü. Beklentiler ise %3 büyüme olacağı yönünde idi. Büyümenin artması demek, Amerikalıların tüketim harcamalarının daha da yükselmesi demek. Bunun yanında, petrol fiyatlarının düşmesi de ABD’de tüketimi körükleyen bir unsur. Yani, ABD’de faiz artışı yakın.

Avrupa’dan ise kafa karıştırıcı veriler geliyor. Yani hem iyi, hem de kötü haberler var. Euro bölgesinde Ekim ayında tüketici güven endeksi 100,7 oldu. Eylül ayında bu endeks 99,9 düzeyindeydi ve Ekim’de daha da düşmesi bekleniyordu. Almanya’da ise işsiz sayısı Ekim ayında 22000 kişi azaldı. Beklentiler ise işsiz sayısında artış olacağı yönünde idi. Bunlar iyi haberdi. Fakat Almanya’da tüketici fiyat endeksi Ekim ayında aylık %0,3 düştü. Beklentiler ise %0,1 düşme olacağı yönünde idi. Ayrıca yine Almanya’da Eylül’de perakende satışları aylık %3,2 düştü, piyasa beklentisi ise artış yönündeydi. Bildiğimiz gibi Avrupa Merkez Bankası (ECB) parasal genişlemeye başladı. Büyük bir olasılıkla varlık alımlarına devam edecekler. Zaten ECB, Kasım ayından itibaren varlığa dayalı menkul kıymet alımlarına da başlayacağını duyurdu. Yani, piyasalara daha fazla euro arz edecekler.

Avrupa’nın Türkiye için ekonomik anlamda özel bir önemi var. Çünkü en büyük ihracat pazarımız Avrupa. Örneğin, Eylül ayında yaptığımız ihracatın %43,9’unu Avrupa’ya yaptık. Dolayısıyla, Avrupa ekonomisinin canlanması demek Türkiye’nin ihracatının artması demek. Fakat, Avrupa ekonomisi tam olarak canlanırsa, deflasyon riskini atlatırsa ve tüketime hız verirse, ECB parasal genişleme programına büyük bir olasılıkla son verir. Böyle bir durumda ise finansal piyasalar aracılığıyla Türkiye’ye gelebilecek olan Euro miktarında ciddi azalma olabilir. Yani, Avrupa ekonomisinin canlanmasının yaratacağı olası etki gördüğünüz gibi çift yönlü.

Ekonomide şimdilik durum böyle. Gördüğünüz gibi, Fed ‘in parasal genişlemeyi sonlandırdığı bu yeni dönem oldukça belirsiz. Herkese iyi bir hafta sonu dilerim.

Burada yazılanlar yatırım tavsiyesi/danışmanlığı değildir.

NOT: Mail adreslerim utugberk@hotmail.com  utugberk@gmail.com

 

Okudunuz mu?

KÜRESEL KONJONKTÜR VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Tuğberk Çiloğlu Küresel ekonomide 2020 yılı başından beri etkili olan pandemi süreci, kendi içinde yaşadığı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »