Perşembe , 9 Aralık 2021
En Son Yazılar

DEVLERİN DANSI VE KÜRESEL POLİTİK EKONOMİ: İNGİLTERE, ABD VE ÇİN

Tuğberk Çiloğlu

Son haftalarda İngiltere’de, ABD’de ve Çin’de meydana gelen gelişmeler, küresel ekonominin geleceği açsından büyük önem arz ediyor. İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkma yolunda adım atması tüm dünyada önemli ekonomik-politik gelişmelere yol açtı, açıyor. İngiltere’de yaşanan son gelişmelerin etkilerini analiz etmeden önce, ABD ve Çin’de neler oluyor bir bakalım.

ABD ekonomisi yılın ilk çeyreğinde bir miktar toparlanma gösterdi, bu toparlanma Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımına devam edeceği yönündeki beklentileri artırdı. Fakat son zamanlarda gelen zayıf istihdam verileri, faiz artırım beklentilerinde önemli bir düşüşe yol açtı. Bildiğiniz gibi, FED’in rahat bir şekilde faiz artırımına devam edebilmesi için %2’lik enflasyon hedefini yakalaması gerekiyor. Fakat son gelen veriler ABD enflasyonunun %1 civarında olduğunu gösteriyor. Petrol fiyatlarının bu noktada önemli bir etkisi oldu tabii ki. Ocak ayında 13 yılın en düşük fiyatlarını gören petrol, Ocaktan itibaren toparlanmaya başladı. Bu toparlanmada petrol üreten bazı ülkelerin petrol üretimini Ocak ayı seviyesinde dondurma kararı alması ve Çin ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde toparlanma eğilimi göstermesi etkili oldu. Bunun sonucunda petrol fiyatları 50 dolar civarına yükseldi. Fakat bu yükseliş, ABD’de enflasyonun %2’ye yükselmesini sağlayamadığı gibi, üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle istihdam artışının yavaşlamasına yol açtı. Son gelen aylık istihdam artışı 38000 civarında. Bu rakam neredeyse son altı yıldaki, yani son 72 aydaki en düşük artış. Durum böyle olunca, küresel çapta dolarda düşüşler görüldü. Dolardaki düşüşle beraber emtia fiyatları yükseldi. Emtia fiyatlarının yükselmesi ise emtia ihracatçısı olan pek çok gelişmekte olan ülkenin yararına oldu, bu ülkelere olan fon girişi yükselirken, para birimleri değer kazandı. Şimdi Çin’de ki gelişmelere bakabiliriz.

Çin ekonomisi bir süredir çok ciddi bir dönüşümün içerisinde. 2013 yılından beri Çin’in amacı ihracat odaklı bir ekonomiden, iç tüketim odaklı bir ekonomiye geçebilmek. Bu dönüşümün bazı stratejik nedenleri var. Çin’in ihracat odaklı ekonomide başarı sağlayabilmesi için sürekli cari fazla veren Çin’in para birimini sürekli düşük bir değerde tutması gerekiyordu. Ekonomi teorisine göre, er ya da geç sürekli cari fazla veren ülkelerin para biriminin değerlenmesi gerekir. Çünkü ekonomi dahil tüm sistemler (biyolojik, fiziksel ve sosyal sistemler) dengelenme eğilimindedir. Çin, bu dengelenmeyi engelleyerek çok önemli bir stratejik hedeften uzaklaşmış oluyordu: Para birimleri olan Yuan’ı küresel bir rezerv para haline getirmek. Bunun için Yuan’ın IMF’nin belirlediği SDR (Special Drawing Rights) sepetine dahil olması gerekiyordu. IMF ise bunu gerçekleştirmek için şu şartı öne sürdü: Para birimine daha az müdahale. Çin ise bunu kabul etmek zorunda kaldı.

Çin’in değerli bir Yuan’la uygulayabileceği en iyi ekonomi modeli hizmet sektörünün öncülük ettiği iç tüketim ekonomisi. Çünkü Yuan değerlendikçe, ithalat maliyetleri ucuzlayacak, böylece iç tüketim canlanacak. Tabiki bu ekonomi modeli değişikliği ciddi politik dönüşümleri de beraberinde getirmek zorunda. Çin’in hizmet sektörü odaklı bir ekonomiye geçmesi, şu an fabrikalarda istihdam edilen pek çok Çinlinin aşama aşama hizmet sektörüne transfer edilmesi demek. Bu transfer süreci sancılı olabilir. Bir başka önemli nokta şu: Çin yönetiminin, ÇKP’nin (Çin Komünist Partisi) fabrikalardaki ve işçi sendikalarındaki gücü oldukça yüksek. Yani, ihracat odaklı-sanayi sektörünün öncülük ettiği bir Çin, ÇKP’nin ekonomi ve dolayısıyla politika alanındaki gücüne güç katıyordu. Hizmet odaklı bir ekonomide ölçekler daha küçük olacağı için ÇKP’nin bu işletmeler üzerindeki gücü azalmak zorunda kalacaktır. Bu durumda Çin Halk Ordusu (ÇHO)ciddi reaksiyonlar verebilir. Çünkü hizmet sektörünün öncülük ettiği Çin ekonomisi liberalleştikçe ve ÇKP’nin gücü azaldıkça Maocu düşünceye daha çok bağlı olan ÇHO duruma müdahale edebilir. Şu an Çin’deki en etkin kurum ÇKP. Fakat zaman içerisinde ÇKP güç kaybettikçe Çin de tıpkı Kuzey Kore’nin 1990’lı yıllarda yaptığı gibi “önce ordu” politikasına geçebilir ve Çin bir parti-devlet’den ordu-devlet’e dönüşebilir. Böyle bir durumun küresel barışa ciddi olumsuz etkisi olacağı açıktır.

İngiltere’de yaşanan son gelişmeler, tüm bu konularla çok yakından bağlantılı. Bildiğiniz gibi, İngiliz halkı referandum sonucunda AB’den çıkma yönünde oy kullandı. Kuşkusuz bunda AB’nin göçmen politikası oldukça etkili oldu. Avrupa ekonomisi yavaşladıkça ve genç işsizlik oranı arttıkça Avrupa Birliği’nin göçmen politikası AB ülkelerinde daha çok tepki çekmeye başladı. Bunun sonucunda İngiltere ilk adımı atarak birlikten ayrılma kararı aldı. Bu kararın küresel finansal sisteme önemli etkileri olacaktır. Nasıl mı? İngiltere’nin içinde olmadığı bir AB, zayıf bir AB demektir. Çünkü diğer AB ülkeleri de ekonomilerini düzeltmek için aynı yolu tercih edebilir. Bu durum orta-uzun vadede AB’nin dağılmasıyla sonuçlanabilir. Bu olasılık doğrudan Euro’nun değerine etki ediyor. Brexit gerçekleştiğinden beri Euro, Dolar’a karşı değer kaybediyor. Bu ilk etki. AB’nin dağıldığı bir dünya, küresel risklerin arttığı bir dünya demektir. Bu olasılık nedeniyle altın fiyatlarında yükselişler görüldü. Altın fiyatları ve Dolar endeksi aynı anda yükseldi. İki varlığın aynı anda yükselmesi, küresel risklerin arttığına işaret. Çünkü normalde bu iki varlık ters orantılı olarak hareket ediyor: Doların değeri azalırken altının değeri artıyor, ya da tam tersi. Altın ve Dolar brexit’den beri “güvenli varlık” olarak aynı anda talep görüyor.

Aslında bu durum bugünkü konjonktürde FED’in isteyeceği en son şey. Çünkü küresel risklerin yükseldiği ve Dolar’ın Euro’ya karşı değer kazandığı bir ortamda FED rahatlıkla faiz artıramaz. Çünkü zaten Dolar’ın değerinin yükseldiği bir ortamda faiz artırımı gelirse, Doların değeri daha çok yükselir. Bu da doğal olarak ABD’nin ihracat gücünü azaltır. Bir diğer nokta ise petrol fiyatları. Brexit sonucunda küresel bir durgunluk olursa doğal olarak petrol talebi de azalacaktır. Küresel piyasalar bu olasılığı şimdiden fiyatladı ve petrol fiyatları düşüşe geçti. Düşük petrol fiyatları, ABD ekonomisinde maliyetleri aşağı iteceği için FED’in %2’lik enflasyon hedefine ulaşmasını engelleyecektir. Bu ise FED’in başladığı işi bitirmesine, yani faizleri düzenli bir şekilde artırmasına engel olacaktır.

Bu durumun bir de Çin boyutu var. Yukarıda bahsettiğimiz gibi Çin ekonomisi uzun soluklu ve kritik bir dönüşümden geçiyor ve bu dönüşümün sağlıklı atlatılması çok önemli. Küresel riskler nedeniyle Dolar’ın değerinin yükselmesi, Yuan’ı da tehdit ediyor. Bu eğilim devam ederse Yuan’ın değeri Dolar’a karşı değer kaybedecektir. Fakat hizmet odaklı bir ekonomiye geçmeye çalışan Çin’in istediği en son şey Yuan’ın Dolar karşısında değer kaybetmesi olur. Bunu engellemek için Çin Merkez Bankası elindeki devasa dolar rezervini kullanacaktır. Ekonomist dergisinin analizine göre Çin için kritik eşik 2,7 trilyon dolar. Yani Çin’in döviz rezervleri bu rakamın altına inerse Çin’de ciddi bir devalüasyon kaçınılmaz olabilir. Bu durumda Çin ekonomisinin transformasyon süreci çökebilir ve Çin’i Çin Halk Ordusu’nun da dahil olduğu politik-sosyal bir kaosa sürükleyebilir. Ayrıca ABD hazinesinin ihraç etmiş olduğu 19,2 trilyon dolarlık tahvil ve bononun ortalama 1,2 trilyon doları Çin tarafından satın alındı. Yani ABD tahvillerinin %5’inden daha fazlası Çin’in elinde. Küresel finans bakımından bu oran oldukça yüksek. Çin, bir kriz durumunda elindeki ABD tahvillerini satabilir, bu durumda ABD tahvillerinin fiyatı düşerken faizleri yükselir. Bu ise Türkiye’nin de dahil olduğu pek çok gelişmekte olan ülkenin borçlanma maliyetlerini yükseltecektir.

Çin bu kararı verebilir çünkü Çin artık uzun vadede İç tüketim odaklı bir ekonomi planlıyor. Yani ABD’ye ihracat bakımından eskisi kadar bağımlı değil. Ayrıca, uzun vadede stratejik olarak ABD dolarının küresel rezerv para statüsünü kırmak için de bunu yapabilir. Çünkü unutmayalım, bugün ABD iç tüketim odaklı bir ekonomi ve bu sayede küresel rezerv para. Çin, kendi parasının değerini korumak ve ABD dolarını küresel çapta değersizleştirmek için elindeki ABD tahvillerini satabilir. Bunun sonucunda Yuan çok önemli ve güvenli bir küresel rezerv para haline gelebilir.

Brexit’in ABD’ye olan uzun vadeli etkisi çok daha farklı. Evet, kısa vadede Euro’nun düşmesi, AB’nin dağılma sürecine girmesi ABD ekonomisini olumsuz etkileyecektir. Fakat uzun vadede, Euro para biriminin ortadan kalktığı bir dünyada ABD dolarının küresel rezerv para konumu giderek yükselecektir. Bu ise ABD’nin uzun vadeli borçlanma kapasitesini uzun vadede artıracaktır. İç tüketim odaklı ABD, bu durumda uzun dönemde ekonomik süper güç konumunu koruyacaktır. Bu durumu Çin de görüyor ve tam da bu nedenle, bu durumu engellemek için elindeki ABD tahvillerini satabilir. Unutmayalım, dünya giderek Çin’in üretici- ABD’nin tüketici olduğu ve “Chinamerica” mutualizm ilişkisinden uzaklaşıyor. Yeni dönemde Çin de tüketim ve hizmet odaklı bir ekonomi olmayı planlıyor.

Gördüğünüz gibi, dünya devleri yeni danslarına başladılar fakat dans pisti eskisi kadar sağlam değil, küresel barış tehlikede. Küresel politik ekonomi oldukça hareketli gelişmelere gebe. Şeker bayramınızı kutlar, nice güzel bayramlar dilerim. Görüşmek üzere.

Burada yazanlar yatırım tavsiyesi/danışmanlığı değildir.

Mail adreslerim: utugberk@gmail.com utugberk@hotmail.com

Okudunuz mu?

KÜRESEL KONJONKTÜR VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Tuğberk Çiloğlu Küresel ekonomide 2020 yılı başından beri etkili olan pandemi süreci, kendi içinde yaşadığı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Translate »